5 Ocak 2020’de Tunceli’de kaybolan Gülistan Doku’nun davasında son yıllarda birçok soru hala cevapsız kalmaya devam ediyor. Halk TV yazarı İsmail Saymaz, Ebru Baki’nin sunduğu Para Siyaset programında bu konuya dair dikkat çekici yeni bilgileri paylaştı. Saymaz’a göre, soruşturmayı yürüten otoriteler, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in ifadesindeki davranışından, araç incelemelerine, önceden kaydedilmiş görüntülerden viyadük görüntülerine kadar pek çok noktayı tekrar gözden geçiriyor.
2020’de yayınlanan bir videoda görülen kişinin Gülistan Doku olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı, bu görüntünün bilerek yayımlandığı öne sürüldü. Saymaz, Tuncay Sonel’in ifadesi sırasında gergin bir tutum sergilediğini ve özellikle cinayetle ilgili sorular sorulduğunda huzursuz hareket ettiğini belirtti. Bu durum, sorgulayıcılar üzerinde Sonel’in cinayeti önceden bilip bilmediği ve olayda aktif rol almış olabileceği izlenimini oluşturdu.
Saymaz, “Tuncay Sonel’in ifade sırasında gergin ve korkmuş bir vücut dili olduğu gözlemlendi. Oturup kalkma, sehpanın kenarına çökme gibi davranışlar sergileyerek endişe içinde olduğunu gösterdi. Bu tavırları, sorgulayıcılar arasında onu cinayetle bağlantılı olarak düşündürmeye neden oldu,” dedi.
Bunun yanı sıra, Tuncay Sonel’in oğlu Türkay Sonel’e ait olduğu iddia edilen 06 plakalı beyaz bir aracın, Gülistan Doku’nun kaybolduğu akşamda kullanıldığı belirtildi. Bu aracın Doku’nun alınıp öldürüldüğü iddiaları üzerine, 2022’de satıldığı ve yeni bir araç alındığı bilgisi verildi. Eski aracın İstanbul’da bulunduğu ve yeni sahibinin izniyle kan, doku ve genetik iz araştırması yapıldığı, ancak ilk incelemede herhangi bir bulguya ulaşılamadığı ifade edildi. Araç daha sonra Samandıra’daki bir servise alındı; burada koltuklar ve iç döşemeler sökülerek kimyasal ve kızılötesi yöntemlerle tekrar araştırmalar yapıldı, ancak buradan da olumlu bir sonuç alınamadı.
Saymaz, araçların bilgisayara bağlanması durumunda GPS ve konum bilgilerinin elde edilebileceğini, ancak üretici firmanın bu erişimi Türkiye’ye kapattığını belirtti. Ayrıca, araçlarda SIM kart ve sisteme yüklenen e-posta bilgileri bulunduğu, ancak bunların aktif olmadığı tespit edildi. Bu bilgilere Almanya’daki ana fabrikadan ulaşmanın mümkün olduğunu da ekledi.
Saymaz, Tunceli Valiliği bünyesindeki üç Alman marka aracın da cinayet sonrasında ve cesedin yer değiştirilmesi sürecinde kullanılmış olabileceği şüphesiyle incelenmesi gerektiği yönünde görüşlerin olduğunu aktardı. Ayrıca, hastane kayıtlarının silinmesiyle ilgili ilginç değerlendirmeler yapıldığını ve kayıtların birkaç görevli tarafından tek başına silinmesinin imkansız olduğu sonucuna varıldığını ekledi.